Kaldığımız yerden edelim. Çevre desteğinde kalmıştık.
Çevre desteği sınav kazanabilmek için gerekli elbette. Annenizin ders çalışırken önünüze meyve koyması, babanızın bugün neleri öğrendin demesi, son sınav nasıl geçti demesi, ne not aldın demesi elbette önemli. Başarılı öğrencilerin aileleri de genellikle de böyle çocuklarını destekleyici tavır takınırlar. Eğer sizin de sınava hazırlanan bir çocuğunuz varsa mutlaka ona destek olun. Onun dersleri ile ilgilenin, ilgilendiğinizi hissettirin. Onun için yapabileceğiniz en önemli şey bu.
Öğrenci olarak sizin de bunun için yapmanız gereken şeyler var elbette. Sınav sizin için önemliyse onun öneminden ailenize bahsedin ki bilmiyorlarsa öğrensinler. Onlar için sıradan bir sınavsa size verecekleri destekle, önemli bir sınavsa size verecekleri destek aynı olmayacaktır. Eski bir söz vardır: �B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ağlamayan bebeğe mama vermezler�
Çevre sadece aile demek de değildir. Cervantes�in bir sözü geliyor aklıma. �B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.�Arkadaş çevreniz değişmeye başladıysa yeni arkadaşlarınızı nasıl tanımlarsınız bir düşünün. �kuldaki en çalışkan, en zeki adam, hukuk fakültesine gidecek, illa Ankara olsun diye uğraşıyor�mu diyorsunuz? Yoksa �ütün kızlar onun peşinde, okuldaki en çapkın, okuldaki en güzel batak oynayan,�diye mi tanımlıyorsunuz. Mutlaka arkadaşınızdan bir şeyler öğrenirsiniz. Siz karar verin batak mı öğreneceksiniz? Matematik mi? Arkadaşlarınız mutlaka sizi etkileyecektir. Tabi siz de onları etkileyeceksiniz. Eğer onlarla daha az görüşüyorsanız daha az şey paylaşıyorsunuz demektir. Neyi kaçırdığınızı ve neyi elde ettiğinizi düşünün. Hesabınızı buna göre yapıp buna göre karar verin.
Başka şeylerden vazgeçmek diye bir şey yazmışım. Nedir bu başka şeyler düşündünüz mü hiç? Bir gün 24 saat; uyku 8 saat, yemek 2 saat, okul 6 saat, yol 1 saat, dershane 4 saat olsun. O zaman ders çalışmak için kaldı 3 saat. İşte bu 3 saati çalışarak değerlendirirseniz sınavı kazanırsınız. Ya da şöyle yaparsınız. 2 saat kurtlar vadisi, hanımın çiftliği gibi o gece hangi dizi, maç, spor programı varsa onu seyredersiniz. 1 saat sevgilinizle telefonda kavga edersiniz. 1 saat bilgisayarda oyun oynarsınız. 1 saat dışarıda top oynarsınız. 1 saat kardeşinizle veya ailenizle kavga edersiniz. Etti mi 6 saat? İyi de bizim 3 saatimiz vardı. Ders de çalışamadık zaten. Ne olacak şimdi ekstradan bu 3 saat? Seçenekler şunlar:
a) (8-3=5) 5 saat uyuyup ne okuldan ne de dershaneden uykusuzluktan bir şey anlamamak,
b) öğlene kadar uyuyup okula öğleden sonra gitmek,
c) dershaneye gitmemek(zaten 3 saati harcadınız 1 saatlik ders kaldı kim gidecek ki?),
d) ailenizle veya sevgilinizle 1 saat daha kavga etmek(çünkü size ders çalıştırmadılar! değil mi?),
e) yemek yemeyip, ara vermeyip sürekli ders çalışarak psikopata bağlamak,
f) size uygun başka bir çözüm bulmak(bara gitmek, bunalım takılmak vb. gibi).
Bu sorunun cevabını bilen ne yazık ki tek bir kişi var. O da sizsiniz. Karar verin kurtlar vadisini izlemeseniz ne olur? Her gün top oynamasanız olmaz mı? Her gün maç izleyip, Erman Toroğlu�u izlemek zorunda mısınız? Her gün �eed For Speed�oynamasanız, ya da her gün sevgilinle 10 dakika kavga etseniz olmaz mı? Eğer �lmaz�diyorsanız. Ben de �u sınav olmaz, başka sınava�diyorum. �B style="mso-bidi-font-weight: normal">kimse zafere çiçekli yollardan gitmez�unutmayın. Her şeyden vazgeçin demiyorum ama fazla zamanınızı alan şeylerden vazgeçmeniz lazım.
Zekadan da bahsetmişiz. O zaman önce onun tanımından başlayalım. Zeka hiç değişmeyen insanın içindeki maksimum akıl kapasitesidir. Zekanın birçok şekli var. Onlar ayrı mesele. Bizim için sınavda önemli olan �ilgiyi anlama kapasite�ir. Ama zekanın tanımı bu değil. Zeka hiç değişmeyen bir ölçüt. O zaman yanlış söylemişiz. Sınavın sonucunu zeka değil, bilgiyi anlama kapasitesi belirler. Bu da zamanla değişebilir. Zeka maksimum hızımızdır. Bir insan saatte en fazla 37 km koşabilir. Bilgiyi anlama kapasitesi ise o insanın o anda ne kadar hızlı koşabileceğidir. Yorgunsak daha yavaş, dinçsek daha hızlı koşarız.
Koşarken aynı olmayan bu insanlar elbette ki okurken de aynı olamazlar. Her araba nasıl aynı hıza ulaşamazsa her insanda aynı hızda anlamaz. Herkes bir konuyu öğrenmek için o konuya belli bir vakit ayırır değil mi? İşte insanlar da arabalar gibidir. Nasıl bütün arabalar aynı hızda gidemezse, bütün insanlar da aynı hızda anlamazlar.
Yalnız sınavda hızlı gidebilmekten daha önemli bir şey var. O da hedefe ulaşmak. Bu hedefe ulaşmak günler değil, aylar alıyor. Yürüyerek Çin� gittiğinizi düşünün. Aylar boyunca yürümeniz gerekirdi. 6 ay vakit veriyorlar ve gidebildiğiniz kadar uzağa gidin diyorlar. Tabi burada dikkat etmeniz geren başka bir konu daha var. Yolculuğa çıktığınız ilk gün koşarsanız ne olur? Yorulursunuz! Hamlarsınız! Bir daha birkaç gün yürüyemezsiniz bile. Belki de geri dönersiniz. Uzun bir yolculuk yapıyorsanız gücünüzü dikkatli kullanın. Bacaklarınız açılmadan koşmaya çalışmayın. Önemli olanın hedefe ulaşmak olduğunu hatırlayın. Zamanla daha hızlı yürümeye belki de koşmaya bacaklarınız alışacaktır.
Bir dahaki yazı da devam edeceğiz.
Saygılarımla,
Mehmet